Ana içeriğe atla

Yayınlar

Mayıs notlarım

Bu gece 25 mayıs 2018
Ben büyüdüm
8 aydır görmüyorum. Kör oldum sanırım.
Bana neler hissettirdi bu duygu anlatmak isterim.
Ben kendimce bir yolculuktayım. Hayatımı tanımlamak kolay… İçinde hep zorluklar ve çaba içerir ama en çok da hayaller…
Bu hayallerin hepsi gizlidir. Gizli dediysem , karanlık değil, hepsi aydınlık sadece ben biliyorum. Gizlediğimden değil, anlatması kolay olmadığı için.
İnsanların nedir hayattan alıp veremedeği bilmiyorum ama benim hiç bir hesabım yok hayatla
Sadece yaşıyorum görebilmek için yeniden.
Son yayınlar

bazen

Yıldızları süpürürsün,
farkında olmadan,

Güneş
kucağındadır bilemezsin,

Bir çocuk gözlerine bakar,
arkan dönüktür,

Ciğerlerinde kuruludur orkestra,
duyamazsın.

Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun,
anlamazsın.

Uçar gider, koşsan da
tutamazsın..



W. Shakespeare

Shakespeare'a ait bu güzel şiire, güzel insan onur'un sayfasında rastladım. Teşekkürler

philip petit, new york'ta ikiz kuleler arasında yürümek. to walk between the twin towers. a andar entre as torres gêmeas

-TR-
New York'ta, İkiz kuleler arasında yürümek. İnanmak benim için çok zor olurdu eğer görmeseydim. Philip Petit bunu başardı. Hem de 24 yaşındayken. Petit şöyle diyor; eğer hedefiniz varsa onu hayal eder, onu görür ya da yaşayarak elde edersiniz. Onun hayali bir gün dişçiye gittiğinde muayne olurken gözüne çarpan haberdeydi. Dişçide sırasını beklerken dünyanın en büyük kulelerinin amerikaya inşa edileceği yazılıydı. Dişini çektirmeden büyük bir heyecanla paris sokaklarına koyulur. Evet hayali henüz yeryüzünde yoktur ;ama bir gün kulelerin yapımı bitince ip cambazı Philip Petit Amerikaya uçacak ve bu hayalini kanun önünde suçlu düşmek pahasına bile olsa gerçekleştirecektir....August 7, 1974.
bu sıradışı öyküyü bugun IF Istanbul Film festivalinin gala gecesinde izleme fırsatı buldum. Tamami ile arşivden çıkan görüntüler ve fotoğraflar ile süslenmiş olan bu filmde inancı, hayata gökkuşağının renkleri ile bezenmiş gözlüklerle bakabilen bir denge ustasının sıradışı öyküsünü izleme fı…

Anı Yaşa

YAŞA SEN
Her şeye boşver, dolu dolu yaşa.
Madem ki bir aşkın var, ne güzel, tadını çıkar...

Sanki ayıp bir şeymiş de utanıyormuşsun gibi
yazmışsın bana...

Her şeye boşver ve aşkı yaşa...
İlle de büyük aşk olması gerekmez;
yaşanan her aşk büyüktür, yeter ki tadını çıkarmasını bil...

Çok büyük umutlar bağlama, yarını hiç düşünmeden,
günü gününe sev, sevginin tadını çıkar...

Sevgide geleceği düşünürsen aşkı, bombok edersin. Sakın haaa...
Sonsuz, monsuz diye karşındakinin başını yeme...

Her şeye boşver; öylesine sev ki,
sevdiğini bile umursama, salt kendin için sev,
bencilce yaşa aşkı, bütün maddesiyle...

Yaşamdan elinde kala kala salt yaşadığın
sevgiler kalır sonunda, ne şu, ne de bu...

Bütün onlar, aşkı yaşamak için gerekli olan
- ne yazık ki gerekli olan- gereklerdir.

Aslolan aşktır yaşamda...

Dolu dolu, dolu dizgin, zilzurna, saniye saniye
aşkı yaşayarak sev...

İki yıl, üç yıl sürecek diye umutlanıp enayilik etme...
İster sürer, ister sürmez... Sen o anı yaşa yeter ki...

Yitirdiğin za…

Anlar

eğer yeniden başlayabilseydim
yaşama
ikincisinde daha çok hata yapardım
kusursuz olmaya çalışmaz sırtüstü yatardım
neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar
çok az şeyi ciddiyetle yapardım
temizlik sorun bile olmazdı asla
daha çok riske girerdim
seyahat ederdim daha fazla
daha çok güneş doğuşu izler
daha çok dağa tırmanır
daha çok nehirde yüzerdim
görmediğim bir çok yere giderdim
dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye
gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine
yaşamın her alanını gerçek ve verimli kılan
insanlardanım ben
yeniden başlayabilseydim eğer
yalnız mutlu anlarım olurdu
farkında mısınız bilmem
yaşam budur zaten
anlar sadece anlar
sizde an ı yaşayın
hiç bir yere yanında termometre su
şemsiye ve paraşüt almadan
gitmeyen insanlardandım ben
yeniden başlayabilseydim eğer hiç bir şey taşımazdım
eğer yeniden başlayabilseydim
ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım
ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla
bilinmeyen yollar keşfeder güne…

Beklemek

Gözler önünde işte
Gittikçe arınıyorum kendimden
Her giden güzelleşir
Gidiyorum güzelleşmek için
Unutulsun diye çirkinliklerim
Gelecek birisi güzeldir
Gelince güzel değil
Hele gelmişse çirkin
Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
Ey güzeller güzeli beklediğim
Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
Artık ne gelmek ne de gitmek
Yaşamın en zor yanı beklemek
Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
ÖLMEK

AZİZ NESİN

Sonuncuya...

En güzel deniz: 
Henüz gidilmemiş olanıdır. 
En güzel çocuk: 
Henüz büyümedi. 
En güzel günlerimiz: 
Henüz yaşamadıklarımız. 
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz: 
Henüz söylememiş olduğum sözdür... 
Nazım Hikmet Ran
Bugün güzel bir gündü. 6 aylık çalışmamızın sonunda Vasıf Öngören'in "Oyun nasıl oynanmalı" oyununu sahnede sergiledik. Çok güzel geçti. Alkış aldık. Değerli olmak güzel. Evet, hayat tiyatronun sadece bir kopyası, gerçek tiyatro'da... ABT oyuncularına ve değerli hocamız Serhat Akkaş 'a teşekkür ederim. Oyunu izlemeye gelen aileme ve arkadaşlarıma ve tabiki Orda olduğunuz için Elis, Ozan ve Yusuf'a teşekkür ediyorum. yaşam kısa, onu iyi kullanalım ))

Hayata Bir Anda Elveda Demek

...

Hep Televizyonda görmüştüm ya da okumuştum bir yerlerde. Bomba haberleri..

Ani bir patlama, canlı bomba tehlike... Hepsi çok kötü şeyler.
Hep bir olasılık vardır. Tehlike o kadar arttı ki, olasılık o kadar yükseldi ki...
Bu kötü olaylar bana o kadar yabancı ki.. Hatta bir keresinde suçsuzken
suçlu olmak üzerine espiri konusu bile olmuştum. Portekizde bir kafede
öğlen yemeğimi sipariş ederken başlayan muhabbet sonucu, Türkiye'den geldiğimi
öğrenen garson, yanında bomba var mı diye sormuştu.. İşte böyle o gün yanımda
bomba yoktu. Hatta patlayan bombalar hep uzağımda patlamıştı.

Bugün bana baya yaklaştı. 10 dakika ile kaçırdı bizi.. Gözlerimizin
önünde patladı. Ardında yaralı vatandaşları ve polisleri bırakarak.
Amacı ne olduğu bilinmeyen intihar eylemcisi gerisinde soru işaretleri ve öfke bırakarak
öldü. Bize de Sütişde başladğımız kahvaltı tabağımzdaki kırıntılara bakerken
üzüntü, korku bıraktı... arkadaşım Joseph ile oradan hızlıca kaçmaktan başka bir çare yoktu.. Belki ölece…